İçinizdeki Çocuk

Geçtiğimiz günlerde severek takip ettiğim bir blogger ve youtuber, fotoğrafının altına şöyle bir not düşmüştü: ‘’Sıcakkanlı ve pozitif bulup seven çok oldu sağ olsun, ama benimle ilk tanıştığında aptalmışım gibi davranan da olmuyor değil. Çok uzun sürmüyor bu durum tabi, ama öyle programlanmışız işte. Dünyada kültür bu. “Cool” olabilmek için ağır başlı, öyle herkese yüz vermeyen, kolay kolay gülümsemeyen, kimseyi takmayan bir tip olman lazım. Sanki olgunluk ve coolluk ancak bu özellikleri taşırsan edinebileceğin bir şey gibi. Hem çocuk ruhlu hem olgun olamazsın mesela, kafamızdaki olgunluk kavramına oturmaz çünkü. ‘’ yazmıştı. Birinin bunu dile getirmesi içimi nasıl rahatlattı anlatamam. Ancak bu ‘’Ay tam da beni anlattı!’’ klişelerinin dışında bir durum. Hepimiz bilinç altımızda kendimize yakışmayan davranışlar olduğu ve bunları yapmamamız gerektiği fikrindeyiz. ‘’Kocaman kız oldun artık.’’ veya ‘’Sen koca adam oldun.’’ başlığı altında yapmamız ya da yapmamamız gerekenler madde madde sıralıdır. Belli bir yaştan sonra yapmamamız gerekenler vardır. Giymemizin yakışmayacağı renkler, yaşımızı küçük gösterecek saçlar, çocuksu görünecek hareketler, binilmeyecek lunapark oyuncakları, kullanılmayacak saç tokaları, sevinçle peşinden gidilmeyecek kelebekler, parmağına konduğunda heyecanlanamayacağın uğur böcekleri, yolda durup sevmemen gereken kediler ve korkmaman gereken örümcekler vardır.

qqq

Çocuk ruhlu olmak olgun olmamakla aynı şey midir? Yoksa yaratıcılığını, heyecanını, iç mutluluğunu ve neşeni korumak mıdır? İnsanlar neden çocuksu görünmekten endişe duyuyor ve böyle olduğunu düşündüklerini olgun bulmuyor? Cool ve olgun olmayı öyle bir şey haline getirdiniz ki asabiyet, ciddiyet ve %0 risk ile aynı anlama gelmeye başladı. Ayrıca bu ‘’cool’’ olma durumu aynı dış görünüşümüzdeki kalıplar gibi bence. Moda olan bir davranış biçimi. Herkes birbiri gibi davranıyor ve tıpkı güzellik algıları gibi ‘’davranış algıları’’nın altına sokmaya çalışıyor. Saçımızı, kaşımızı, gözümüzü, dudağımızı ve hatta popomuzu bile sevemiyoruz bazen modaya uymuyor diye. Ay kim olduğumuza karışmayın bari be. Podyumda ve fotoğraflarda mankenleri güldürmez oldunuz, moda öyle sanıyorlar. Güzellik algılarıyla savaşır gibi karakter algıları duyarı da kasacağım burada artık. Varsın saftirik desinler, varsın yeni tanışanlar sonradan şaşırdığını itiraf etsin. Bu sizin hayatınız, bir kere yaşayacaksınız ve hayat neredeyse her şeyden mutsuz, huzursuz olup ciddiyet takınmak için fazla kısa.

 

Yazımda bahsettiğim sevgili Ece Dinç’i tanımak ve takip etmek isteyenler için:

https://www.ecedinc.co/hakkimda

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.