Tatil 101

Tatilin tanımı herkese göre farklı. Kimine göre sadece dinlenmeye ayrılan ve hiçbir şey yapmadan geçen zaman, kimine göre sadece işe gitmediği günler, kimine göre seyahat, kimine göre yazlık, kimine göre yurt dışına, kimine göre de memlekete gitmek. Size soruyorum sizce tatil nedir? Nasıl yapılır? Nerede yapılır?

11-e1528495802277.jpg

Tatil kanlı canlı bir şey olsa neye benzerdi biraz anlatmaya çalışıp tatil güzellemesi yapacağım sizlere. Tatilin kokusu bence haşlanmış mısır, yeni kesilmiş karpuz ve tuzlu yosuna benziyor biraz. Biraz da hindistan cevizli güneş kremi gibi. Tadı karpuzun tatlılığı ve çiğdemin tuzluluğunun ağızda bıraktığı mayhoşluğa benziyor. Sesi hışırtılı dalga, cırcır böceği ve şehirdeysen balkondan gelen sesler gibi. Rengi de sarı, mavi, pembe, turuncu beyaz ve lilanın uyumla yan yana gelmiş halini andırıyor. Bir insan olsaydı böyle içi seni dışı beni yakan cinsten bir ikizler burcuna benzerdi gibi.

33.jpg

Benim için eskiden tatilin tek tanımı varken şimdi 2 tane geliyor aklıma. Mesela bana göre kışın tatil olmaz. Şubat tatili dediğimiz şey de sadece dinlenme veya mola gibi bir şey. Bence tatil deniz kenarı olan bir yere gidince başlıyor. Sadece çevremde pembeleşmiş ve sandaletli insanlar gördüğümde, tiril tiril beyaz ketenlerin ve şortların, parmak arası terliklerin giyildiği ve saçımın tuzuyla bir akşamüstü yürüyüşü yaptığım zamanlar tatilmiş gibi. İstanbul’da olduğum sürede de ders çalışmadığım, iş yapmadığım ve dinlendiğim her güne de tatil demeye başladım gerçi orası ayrı. Yoğunluk, koşuşturmaca, gelecek kaygısı yani kısacası büyümek, insanların hayallerini daraltıyor galiba. Bunun sebebi tüm bunlara maruz kalırken daha gerçekçi olmak zorunda kalmamızdan olabilir. Mesela çocukken astronot, bilim insanı, rock yıldızı olmak isteyen ve tatillerinde Madagaskar Adası’na gitmeyi hayal eden bir insan nasıl olur da geçen 20 yılın ardından yalnızca ayaklarını uzatıp dinlenme ve işinde de bir an önce cuma gününü bitirme hayali kurabilir? Hayallerimizin küçülmesinin sebebi gerçekçi olmamız mı yoksa işimize bu kadarının gelmesi mi? Yani risk almak istemediğimiz ve konfor alanından çıkmak istemediğimiz hayatlarımızı yaşarken içinde bulunduğumuz sisteme şikayet etmek ve gerçekçi oluyorum demek sizce ne kadar doğru oluyor bu durumda?

22

Tatil dedik nerelere geldik, biz buraya gülmeye geldik diyorsanız çok haklısınız hayatı sorgulamazsa ölecek hastalığına yakalandım. Hayallerimiz hakkında başka yazıda uzun uzadıya konuşalım ama şimdi günübirlikçiler için içi soğuk içecek dolu buzlukları, şemsiyeleri, şapkaları, havluları, terlikleri, güneş kremleri, öğle vakti erzakları ve yedek kıyafetleriyle; yazlıkçılar için de ev taşımalı, internet sancısı çekmeli ve kim nerede hangi koşulda olursa olsun sallanan salıncak veya hamakta ayak videosu çekip, kitap okumalı resimler paylaşıp, sıcaktan şikayet edip, soyulan burundan yakınıp, kavurucu sıcaklarda soğuk içeceklerle damak dondurmalı günler ve güzel sohbetli akşamlar başlasın! Sizin de havlu ve terlikleriniz, üzerinde kullanım süresi 12 ay yazmasına rağmen 5 yıldır kullanmaya devam ettiğiniz güneş kremleriniz, bronzlaştırıcı karışımlarınız, ay ben uğraşamam diyenler için Eda Taşpınar kremleriniz, gece pazarından alınmış halhallarınız, kumsalda feda edilebilecek bez çantalarınız ve en fosforlusundan mayolarınız hazırsa, başlayalım.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.