En gerekli dili bilmiyoruz

“Many suffer from the incurable disease of writing, and it becomes chronic in their sick minds.” -Juvenal

Biryenipalmiye’nin 5 çayına misafiri var bugün.

Bilirsiniz az biraz eğitimli kesimindeyseniz bu her rengiyle- sorunuyla Ortadoğu ve Avrupa arasındaki köprü olmaktan muhtemel bocalamaların ülkesinde yeni yeni adetler edinirsiniz. Jenerasyonumuza uysun dedik ve yeni bir dijital geleneğin parçasıyım bugün. Siz de yeniliklerden beslenen biriyseniz, devam edin. Biraz bilinen sokaklarınızdan uzaklaştığınızda göreceksiniz  çok farklı insanlardan mevcut bir gün çok öğretici olabiliyor. Oturmuş genel alışkanlıkların dışındaki yaşamlara meraklı olanlara kendimden bir hikaye paylaşmak isterim.

İşaret dili hayatıma bir arkadaşımın hocasıyla selamlaşması üzerine girdi. Aynı selamı bugün benim verebilmenin mutluluğunu sizlere mümkün olsa da anlatsam. Geç kalmaya inanan bir insan değilim, bir adımın sonunu bilemezsiniz derim ve işaret dili dersinde kendimi bulmam çok uzun zaman almadı yanıma da arkadaşımı aldım ki ben durursam o teşvik etsin. İşaret dili, işitme engeli olmayan insanlar için çok farklı ve bir süre sonra el göz koordinasyonunda zorlanılan bir eylem olarak başladı, ilk günün sonundaki şaşkınlığımız kısa filmlere konu edilmelikti diyebilirim. Zamanla bunun  atla deve olmadığını gördük, sabredince ve biraz da araştırmayla. Kulaklıklarımızla son ses müzik açıp birbirimize tüm sınıfın önünde bir cümle anlatmaya çalışınca. Kulağımda son ses müzikle baristadan konuşmadan, işaret diliyle  orta Türk kahvesi siparişi verdiğimi söylemek isterim. Kahve sırasındaki her insanın ve baristaların dudak okumaya çalışması o panik halini unutamıyorum. Bu bir derste yaşanacak bir şey mi diye şimdi düşünüyorum, doğru insanlar rehberlik ediyorsa her şey mümkün. Ders sonrası baristadan özür diledim ve deneylerimize alıştıklarını öğrendim.

Zamanla alfabenin ve tane tane konuşmanın ve göz kontağı kurmanın birçok sorunu çözdüğünü deneyimledim. Ses kaybı yaşayan insanların sayısı milyonları buluyorken karşılaştığımız kaynakların azlığına inanamadık önce. İşitme engeli olan insanların çok faklı cümle yapılarıyla iletişim kurması bizi en temelden zorlayan etkendi ve bunun hayatlarını nasıl etkilediğini ilk elden gördüm. Türkçe apayrı bir yapıyla karşınıza çıkıyor ve tümleçler bu dilde olabildiğine sade ve anlaşılır olmak durumunda. İkili iletişimin, yaşanan yerin işaret dilini değiştirdiğini öğrenmek de bizim için aslında bu yolun ne kadar başında olduğumuzu hatırlatan bir uyarıcıydı tüm eğitim boyunca. Hala ve haziran ayının söylenme şekli aynı örneğin, haziran kullanayım darken hala dediğinizde karşınızda karışmış bir yüz ifadesi görmek kaçınılmaz.

 

Eğitmenin rolü çok büyük. Engelli bireylerin yerine işitme ve konuşma yetimizle kendimizi koyamadığımızı söylemek isterim, bu süreçte yaşadıkları yaşamın ucundan deneyimleme fırsatımız oldu, binlerce sorumuzu, sessiz iletişimin bir zorunluluk olduğu insanların dünyasına olan merakımızı bıkmadan yanıtlayan eğitmenimizi sevgiyle anıyorum. Farkındalık yaratmak istedi ve kariyerini dahi bu yönde değiştiren bu muhteşem kadın bir elektrik elektronik mühendisi olmasına rağmen işaret dili eğitimleri vermeye devam ediyor. İşini o kadar severek yapıyor ki, bugün hepimiz bir şekilde hayatımıza daha farkında devam etmeye çalışıyoruz. Kaynaklar kısıtlı ve proje olarak bir şarkıyı çevirmek bile ciddi emek ve zaman istedi. Bu yüzden yapılabilecek her projenin süreci uzun ve doğruluğu göreceli. Şarkı veya hikaye çevirdiğiniz zaman yanlış bir kullanımınız bunu izleyen insanları da yanlış yönlendirebiliyor. Sorumluluk çok büyük bu sebeple.   Ses tonunuzun olmadığı yerde mimikleriniz soru hissini vermeli, bunun gibi bir sürü ayrıntı var ve aklınızda tutmak zamanla ve pratikle kazanabileceğiniz bir edinim.

Kolayca atılan bir adımın insanları mutlu ettiğine şahit oldum. Alfabe öğrenmek en fazla bir saatinizi alıyor ve bu tip bir durumda işaret dilini bilmeseniz  da hızlıca alfabeden yararlanarak iletişim kurabilirsiniz. Nasıl ki dünya üzerinde herhangi bir insan siz onun dilinde konuştuğunuzda kendi sularına kavuşmuş gibi mutlu oluyorsa,  bu sessiz diyaloglara adım attığında senin için de dokunduğun her insanın hikayesinde de güzellikler birikecek alabildiğine.

Demgoodcoffee veya İşitme Engelliler Derneği’ne giderek bu ilk adımı sen de atabilirsin. Yapabildiğince güzel adımları çoğalt, maviliklere boyansın tüm grilerimiz.

Bloğumun ilk konuğu ve yazının sahibi, herkesin hayatında bir tane olması gereken Yeşim Kaya‘ya kocaman sevgiler.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.