Ne Çektin Y Kuşağı

Kuşak sohbetlerine hoş geldiniz. Şuan ‘’İtirazım var’’ kategorisi yer alan bir Y kuşağı bloğu okuyorsunuz. Bugün benim de içinde yer aldığım, 1980-1995 yılları arasında doğan Y kuşağından, davranış biçimleri ve bunların nedenlerinden bahsetmek istiyorum. 2025 yılı itibariyle çalışan nüfusun yüzde 70’ini oluşturacak, 2018 itibariyle bir önceki nesilden daha fazla harcama gücüne sahip olacak olan ve tarihteki en eğitimli nesil olarak adlandırılan bu nesil, bence Türkiye’de ‘’Neden?’’ sorusunu ilk kullanandır.

Öncelikle Y kuşağının aileleri olan X kuşağı hakkında birkaç cümle kurup başlamak isterim. X kuşağı kurallara uyumlu, aidiyet duygusu güçlü, otoriteye saygılı, sadık, çalışkanlığa önem veren bir kuşak olarak tanımlanıyor. Bunun dışında X kuşağının iş hayatlarında çalışma saatlerine uyumlu, yüksek motivasyonlu, belirli çalışma süresinden sonra kademe atlayabileceklerine inançlı ve oldukça sabırlı bir yapıya sahip oldukları söyleniyor. Peki Y kuşağını nasıl bilirsiniz? Genel yargılar, Y kuşağının X kuşağına göre daha az düzenli oldukları, disiplinden hoşlanmadıkları veya kuralları sevmedikleri şeklinde. Hatta tembel, prensipsiz ve apolitik olmakla suçlanıyorlar. Hâlbuki Y nesli farklı bakış açılarına sahip ve anlaşmazlık da buradan kaynaklanıyor. Toplumda görülen “ötekileştirme” yaklaşımına Y nesli katılmıyor ve bunun yanlış olduğunu düşünüyor. Y nesli ötekileştirmek bir yana, eş cinsel, muhafazakâr,inançlı, inançsız ya da herhangi biri, birbirine eş tutuyor. Aslında ekonomi, eğitim ve iş hayatı ile ilgili yapılan araştırmalarda, Y kuşağı da X kuşağı gibi kendini yeterli gören, düzenli, disiplinli, kurallara bağlı, başarı odaklı ve ayrıntılı düşünen olarak tanımlıyor. Bir başka öne çıkan ilginç sonuç ise, X ve Y kuşağının başkalarına güvenme, açık sözlü olma, merhametli olma ve işbirliği yapma gibi kişilik özelliklerinin benzerlik göstermesi.

Ancak Y kuşağının Türkiye’deki haksızlıkları fark etmesi, buna karşı çıkması, iş ve çalışma şartlarından memnun olmaması, duruma isyan etmesi, yeri geldiğinde istifa etmesi onları anarşik ve dik kafalı bir nesil yapıyor. Doğru olan da bu değil midir ki? Siz bulunduğunuz duruma isyan etmediniz ve şimdiye kadar hep içinize attınız diye biz de mi atalım? Y kuşağı bağımsız olmayı seviyor, özgürlüklerine düşkün ve iş yaşamlarında da bu nedenle farklı davranıyor. Belirlenen mesai saatleri arasında çalışmayı sevmiyorlar. Bu yüzden, iş saatinden ziyade işe odaklanmaları gerekiyor. X nesline göre Y neslinin örgütsel bağlılıklarının az olduğu ve çok fazla iş değiştirdikleri de söyleniyor. Bir an önce yönetici olmak ya da kendi işlerini kurmak istiyorlar. Hatta 11 ülke arasında Y kuşağı üyeleri arasında kendi işini kurmak isteyenlerin oranına bakıldığında yüzde 76 ile Türkiye birinci sırada yer alıyor. Örneğin Fransa’da bu rakam yalnızca yüzde 30. Y kuşağı, iş hayatını sadece yaşamlarını sürdürebilmek için değil, daha rahat para harcamak için istiyor. Aslında iş hayatlarında kendi işlerini kurmak da dışında da patrondan çok akıl hocası arıyorlar ancak ne gezer? Y nesli, üniversitelerden yeni mezun olanları kapsıyor ve bu kuşağın karakter özellikleri doğrultusunda, 2050 yılı itibariyle insan nüfusunun yüzde 70’inin kentlerde yaşıyor olacağı tahmin ediliyor. Bu da Y kuşağının kırsal değil tam bir kent kültürüne sahip olmasından kaynaklanıyor. Y kuşağı satın alma alışkanlıklarında da yaşadığı deneyime çok önem veriyor. Bunların da dışında kadınların daha çok para kazandığı, erkeklerin ise ev işlerine daha çok yardımcı olduğu bir nesil ile karşı karşıyasınız. Roller değişiyor, kadınlar iş hayatına daha çok dahil oluyor. Yıllardır erkek egemen toplumlarda kendilerini göstermek için daha çok çabalaması gerektiğinin farkında olan kadın, Y kuşağı ile daha da güçleniyor. Eşit şartlara sahip olunması gerektiğini savunuyor ve hakkını arıyor.

Y kuşağının diğer kuşaklar ile olan farklılıklarının en büyük yansımasını da sosyal medyada gördük. Gezi olayları ile ilgili pek çok bir araya gelme imkânını bu mecradan yarattılar. Ayrıca bu kuşağın aileleri çocuklarına düşkünler ve bu yüzden onların istekleri söz konusu olduğunda çok çabuk onların seviyesine inebiliyor, sorunlarını halledebiliyorlar. Aileler yeri geldiğinde Y nesli için birer arkadaş olabiliyor. Yine ailelerin bir araya gelip Gezi Parkı’nda çocuklarını korudukları ve onları desteklediklerini gördük, izledik ki; ailelerin Y nesli çocuklarını ne kadar desteklediklerine verilebilecek en iyi örneklerden bir tanesidir. Ayrıca sosyal medya demişken, Y kuşağı teknolojiyi ne sonundan yakaladı, ne de içine doğdu. Y kuşağı diğer kuşaklardan farklı olarak teknoloji ve dijital dünyanın hızlı gelişimine çok yakından şahitlik etti. Atari de oynadı, kablolu telefon da kullandı, ilk cep telefonlarını da gördü, kızaklı ve kapaklı telefonların ilk sahibi oldu, devrim niteliğindeki dokunmatik ekran teknolojisinin heyecanını da yaşadı. Y kuşağı ilkokul ödevlerini gazete kuponlarından toplanan devasa ansiklopedilerden araştırırken, bir kaç sene sonra çağ atladı internet kafelere gitti. Evinde bilgisayar olmaması şaşırtıcı bir şey değildi, ortaokulda kameralı telefon götürmeleri yasaktı. Kameralı telefon diye bir şey vardı bir kere ki kamerasız olanlar da vardı evet inanması güç de olsa. Messenger kullandı, cam ekranlı bilgisayarların başında gözleri kızarana kadar oturdu, gerçek titretme hissi veren sesli titreşimler ve karşı tarafın ekranına kocaman öpücükler yolladı. İletidir, resimdir, Ne Dinliyorum’dur, profil resmidir, anı paylaşmaktır; şuan parça parça kullandığımız tüm sosyal medya ağlarını az da olsa tek çatıda birleştiren Messenger’ın gözlerinin onunda gidişine şahit oldu. Yeni mecralara da hızlı uyum sağladı, ailelerine de öğretti.

Tüm bunların dışında dünyada ve Türkiye’de olan değişimlerin çok büyük bir kısmına şahitlik etti. Türkiye’nin siyasal, toplumsal, eğitim düzeni, şehirleşme ve ekonomik çalkantılarının en fazla olduğu döneme denk geldi. Üniversiteye geçene kadarki 12 yıllık eğitim süreçlerinde birçok kez sistem değişikliğine, siyasi kararlara ve hatalara maruz kaldı. 18-20’li yaşlarında ülke gündeminin ortasında buldu kendini, olayları uzaktan izlemedi, parkını bahçesini çevresini korudu, Türk Lirasını öğrenme zorluğu çekti, 350 bin liraya ekmek alınan matematik problemleri çözerken ertesi yıl aynı paraya ev alınabildiğini öğrendi. Dershane çılgınlığının zirve yaptığı bir dönemde sınavlara hazırlandı. X kuşağında olan ebeveynlerinin, kendi çocukluklarında yapmak istediği ancak ekonomik zorluklar veya imkansızlıklardan ötürü yapamadıkları şeyleri Y kuşağındaki çocuklarına yaptırma çabasıyla gitar kursundan İngilizce kursuna, basketbol kursundan yüzme kursuna, dershaneden özel derslere koştu. At yarışında gibi davranılan, sürekli diğerleriyle kıyaslanan, asosyal-sosyal çocuklar yaratıldı. Ta ki Y nesli tüm bunları kendi içinde sindirip çok yönlü çocuklar olana, çevresindekileri rakip değil arkadaş olarak görene, her şeyin üstesinden beraber gelene ve toplumsal olaylarda veya haksızlıklarda fiziksel-dijital ortam fark etmeden en çok ses çıkartan nesil olana kadar.

Son olarak da bazı kendini bilmez, geleceğini düşünmez X nesli mensuplarının kendi elleriyle mahvettiği güzellikleri, ülkeyi, ülkeleri, kültürleri ve Dünya’nın halini düzene sokmak da Y nesline kaldı. Hazırlanın, Y neslinin son üyeleri de iş hayatına atılıyor. Ne çekecek çilen varmış be Y nesli. Aksiyon filmlerinin cesur, gururlu ama başına gelmeyen kalmayarak şamar oğlanına dönen baş rolü gibisin. Yolla, yolla kaderim yolla acıları bana yolla ne de olsa dert babasıyım ya ben…

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.