Hiçbir Şey Yapmak İstememe

Bazen mevsim bitişlerinde, bazen mevsim başlangıçlarında ya da bazen mevsimin orta yerinde, zamansız, yerli yersiz hiçbir şey yapmak istemeyen bir ruh haline büründüğünüzü hissedersiniz. Yalnız değilsiniz. Bunun sürekliliği olmadıkça, herkesin dediği gibi tembel de değil insansınız yani. Peki hiçbir şey yapmak istememe derken neyi kastediyorum, yaşamış olup da farkında olmayanlar için bahsedeyim;

İçinizden gerçekten bir iş ya da sorumluluk dışında kendiniz için bir şey yapmak gelmez, sorumluluklarınıza da mecbur olmanıza rağmen üşenirsiniz, mutsuz ve yorgun hissedersiniz, oturur pozisyonda olmak dahi zordur bir kaykılayım bir yatayım derdinde ve uyku halinde olursunuz. Sevdiğiniz şeylerden de keyif almamaya başlarsınız, hissizleşirsiniz, eskiden sizi heyecanlandıran şeyler heyecanlandırmaz, olumsuz durumlar gereği kadar üzmez. Olduğunuz yere ve konuma yabancılaştığınızı, oraya ait olmadığınızı, insanların sizi anlamadığını, işe yarar biri olmadığınızı, hayattan beklentinizi ve hayat amacınızı bulamadığınızı, yalnız olduğunuzu ve desteklenmediğinizi, pek çok şeye olan inancınızı yitirdiğinizi düşünürsünüz.  Yaşamsal fonksiyonlarınızı devam ettirirken bir yandan da her şeyi bırakıp gitmek, sabahları saati kurmadan gözleriniz acıyana kadar uyumak, bütün gün paspal paspal evde dolaşmak istersiniz. Susarsınız, kalkıp su almaya takatiniz olmaz. Yeni insanlarla tanışmaya, yeni ve yabancı ortamlara girmeye üşenirsiniz. Size bu yazının dahi tamamını okumakta zorlandığınız hissini veren şeyin de ta kendisidir. Of okurken bile iç sıkıntısı gelmedi mi bir?

Yani genel anlamda, bulunduğunuz durumu ve konumu değiştirmek istemezsiniz. Fizikçiler bu durumu eylemsizlikle açıklar. Dünya üzerindeki her cisim, duruyorsa durmaya, hareket halindeyse hareket etmeye devam etmek ister. Ve duran bir cisme kuvvet uygularsanız eylemsizlik kuvveti devreye girer. Buna da duran bir otobüsün harekete geçmesiyle beraber arkaya doğru savrulmamız örnek olarak verilir. Yani biz, bulunduğumuz konumda kalmak istediğimiz için geriye doğru savruluruz. Bunu bir metafor olarak kullanacak olursak, (gerçek anlamıyla da kullanılabilir), bulunduğumuz konumu koruma isteğimizle üzerine de eklenen diğer şeylerle kanepeye yapışıp kalmış buluruz kendimizi.

Hiçbir şey yapmak istemememizin altında yatan birçok sebep olabilir ama bu hissi yaşayanların ortak şikayetlerinden biri, hayatlarındaki monotonluk. Monotonluk, hayattan keyif alacak şeyler yapmama, kendine zaman ayıramama, her gün aynı yerdeki okula ve işe gidip aynı yoldan eve dönme, aynı insanları görme gibi ufak tefek şeylerden türeyip hayatımızın her yerinde dallanıp budaklanan bir modern hayat problemi. Ancak yapılan araştırmalara göre azımsanacak bir şey de değil ki insan beynini en çok yoran şey monotonlukmuş, bunun zıttı olarak da beyni en çok besleyen şeylerden biri de yenilik. Aslında bu hiçbir şey yapmak istemiyorum cümlesi, ‘’her’’ şeyi yapmak istemiyorum şeklinde düzeltilirse daha doğru olur. Çok fazla şeye yetişmeye çalışmaktan, her şeyi yapabilirim ona da koşayım buna da gideyim derken siz fark etmeden piliniz bitmiş de olabilir. Bazıları da bu durumu bağımlılıklarla açıklıyor. Yani dopamin eksikliğine işaret eden bir durum olabilir. Öncelikle beyninizdeki bu haz duygusunu size veren kimyasalın üretiminde bir aksaklık olup olmadığını veya bir “bağımlılığınız” olup olmadığını bir kontrol etmeniz gerekiyor. Bu bağımlılık türleri ise; sevgili, (sevgiliden ayrıldığın için çektiğin sevgi ve ilgi yokluğu, bağımlı olduğundan mutsuz hissettirir), alkol bağımlılığı, sigara bağımlılığı, hede veya hödö bağımlılığı, artık her ne bağımlısı iseniz bunu tespit edip dopamin kimyasalını dengelemeniz de gerekiyor olabilir.

Buna çözüm olarak bir şey yapmak istemiyorum, ne yapmalıyım derseniz, onu da yapmak istemeyeceğinizden eminim ancak şöyle birkaç şeyden bahsedebilirim naçizane:

Kendinizi mutlu edecek bir şeyler ya da bir hobi bulun, insanlara yardım edin işe yarar hissedin, yarım bıraktığınız bir işi tamamlamaya girişin ve kendi sopanızı bulun. Haydaa sopanızı bulun ne demek şimdi derseniz onu da açıklayayım. Hepimiz biliyoruz ki canı sıkılan kişiler genellikle herhangi bir hedefi, arzusu olmayan veya varsa bile o hedefe ulaşmak için yeterli motivasyondan yoksun kişilerdir. Bir psikanalist diyor ki: “Olur da eğilip yerden bir sopa alacak olursam, köpeğim önüme doğru koşuyor. Çünkü onun bir görevi var artık. Görevinin içeriği hakkında kafa yorması gerektiğini hiç düşünmüyor. O an düşünebildiği tek şey, görevini yerine getirmek. O sopayı kapıp getirmek için, mesafeyi dikkate almaksızın, karşısına çıkan her engeli aşarak koşuyor ya da yüzüyor. Sopayı alınca da onu geri getiriyor: Zira görevi sopayı almakla sınırlı değil, onu geri getirmesi de gerekiyor. Buna rağmen, bana yaklaştıkça adımlarını yavaşlatıyor. Sopayı bana verip görevini sona erdirmek istese de, yapması gerekeni yapmaktan, tekrar bekleme konumuna geçecek olmaktan nefret ediyor.”

 

Bizim de hayatımız boyunca peşinden koşacağımız bir sopa olmak zorunda. Bazen bizim için bu sopayı toplum, çevremiz ya da ailemiz fırlatır. Örneğin en azından ilkokulu, liseyi bitirmek zorundayız. Bazen başkalarının attıkları sopanın peşine düşmek istemeyiz. Etrafınıza bir bakın sopa fırlatmakta zorlanmayan ve kendi sopasını kendisi atan kişiler genellikle mutlu olanlardır. O halde bu durumu gidermenin bir yolunun da iyi kötü, küçük büyük bir amaç için motive olmak olduğunu söyleyebiliriz.

Ama dediğim gibi, hiçbir şey yapmak istememe durumunu gidermek için de bir şey yapmak istemiyor olabilirsiniz. Yazının bu kısmına kadar geldiyseniz hala bir umut var ancak buraya da atlaya atlaya geldiyseniz, hayatınızı bu şekilde bir kısır döngüye sokmuşsunuz demektir. Zahmet olmazsa bir arkadaşınızdan rica edin, ağır ve büyükçe bir odunla şöyle bel boşluğunuza doğru hedef alarak sizi bu elektriğin akımından kurtarsın. Hadi kalın sağlıcakla.

 

 

 

Yazının rol modellerinden biri canım kardeşim Yelizay Sepetçi’ye sonsuz teşekkürlerimi sunarım.

Reklamlar

3 Comments

  1. Üşenmeyip bu yaz günü bu uzun yazıyı yazabilmeniz bile büyük başarı.Bol nemli yaz günlerinde tabiri caizse hayatımı “turşu”misali tüketiyorum.İşin aslı ne blog okuma ne de yazmaya mecalim var 😨😨

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s