İstanbul’dan Yaz Serzenişleri

Yazın İstanbul’da çalışmak zorunda olanları az da olsun ayakta tutup yaşam enerjisi veren şeylerden biri olan haftasonlarında, herkes bir yerlere kaçmak istiyor. İstanbul’da geçen şu 1 ayda doğanın İstanbul’u bu hale getirenleri nasıl cezalandırdığına hep birlikte pek çok kez şahit olduk. 2 numune ormanı, evlerdeki saksılardan ve büyük bütçelerle sonradan yapılan karayolu kenarı bitkilerinden başka yeşilliği olmayan, hatta toprağı dahi olmayan İstanbul’a yağan her yağmur büyük bir felakete yol açar oldu. Üzerine beton attıkları her toprak parçası, yok ettikleri her ağaç ve her gün kirlettikleri havanın bir noktada intikamı kötü olacaktı zaten. Nitekim öyle de oldu ama mahvettiğimiz iklimle Temmuz’un ortalarında yağan dolu, fırtına ve sel, şimdiye kadar doğaya verdiğimiz zararın yanında hiçbir şeydi bence. Herkes yine bundan ders almayıp suçu birbirine attı, hatta doğacağızın normal olarak yağdırdığı yağmuru bile suçlayan oldu. Viking’ler döneminde yaşıyor gibiyiz cidden açıklayamadığımız veya kaçmak istediğimiz şeyleri kendimizden daha üst güçlere iteliyoruz ve böyle açıklamaya çalışıyoruz. Ya bu doğa ana size ne etti? Besledi büyüttü karnınızı doyurdu yüz yıllardır, sizse toprağı beslemek için yağdırdığı yağmuru çok gördünüz. Ormanları katledenin, gördüğü her toprağa alerjik gibi beton örtme hevesinde olanın, boğazın manzarasına gökdelen dikenlerin, suya akacak yer bırakmayanların, ve hatta bundan mağdur olduğu halde yapılmasına izin veren, gerçek suçluyu görmeyen ülkenin yarısını oluşturan canım vatandaşın hiç mi suçu yok ey ahali?

Bu maruz kaldıklarımızın dışında bir de dün girdiğim yeni bir şoku sizinle paylaşmak istiyorum. 4 İzmirli kız, alışık olmadığımız şekilde bikini üzerine pantolonlar giyerek sabahın köründe denize girmek üzere düştük yollara. Merkeze yakın olmamıza rağmen 2 saat yol gittik denize ulaşıp biraz olsun serinlemek ve yazlık havası almak için. Efendim internetten baktığımız üzere İstanbul’un en girilebilir 5 denizinden biri olan Burgazada Kalpazankaya’nın yolunu tuttuk. Ki adaya geçmek ayrı dert, girilebilecek denize ulaşmak ayrı dert, bu aradaki masraflar giriş ücretiydi şezlong ücretiydi derken alışık olmadığımız paralara da gıkımızı çıkartmayarak geldik denize. AMAN YARABBİ. Yani açıkçası biz başta kendi halimize, sonra başka seçeneği olmayıp yıllardır oralarda denize giren ve orayı deniz bilen İstanbullu’ların haline acıdık. Sahil kenarı ayrı kirli, suyu ayrı kirli. Mesela o kadar tehlikeli kayaların ve kocaman taşların olduğu sığ yerlerde denize girmek Ege Denizi’nde genellikle yasaktır. Bizim orada girebilecek daha o kadar çok denizimiz var ki (ühü), buna benzerlere tenezzül etmeyiz bile tehlikeli diye. Sahil kenarında çöpler, cam kırıkları, meyve ve domates çöpleri, onların yanında bir demet marul büyüklüğünde yosunlar… Sahildeki çoban salatamsı yolları aşabilirsen ayağın denize değiyor ama bastığın taş taş değil, kirden yosundan kaymaman mümkün değil. Hadi düşe kalka girdin diyelim denize, kirli sulara gelen sana çarpıp duran denizanalarından, ayağına batan koluna çarpan çöplerden ve birbirine saygısı olmayan insanlarla kim kime dum duma bir ortamda yüzmen asla mümkün değil, kulaç atmayı bırakın köpekleme yüzemezsiniz. Bizim yalnızca serinleyip çıkmaya tahammül edebildiğimiz ve günün geri kalanını deniz kenarında sıcakta geçirdiğimiz yerde insanlar güç bela yüzmeye ve acı içinde mutlu olmaya çalışıyorlardı. Hem hafta boyu onca çirkinliğe yorgunluğa katlanacaksın para kazanmak için, hafta sonu da diyeceksin o kadar çalıştım bu paramı güzel şeylere harcayayım bir hafta sonu tatilini hak ettim sakin güzel bir yerlere gidelim, bir de paranı harcamaya değecek bir şey bulamayacaksın. Neden çalışıyorsun güzel kardeşim evinde havuz şişirsen daha çok eğlenirsin neden yapıyorsun bunu kendine diyecektim ki sonra kendimin de bu sürünün bir parçası olduğunu hatırlayarak hüzünlenip sessizce suyun üstünde dalgalanan yosunları izlemeye devam ettim.

Beni teselli eden tek şey buradan daha kolay kaçıp gidebilme fırsatımın olması, gerçek bir denize girebilecek olmam veya güzelliğin huzurun gerçek anlamını biliyor olmam. Ancak buralarda İzmir ve güzelliklerinden daha fazla bahsetmeyeceğim galiba. İnsanların kafasına dank edip daha fazla oraya göçmelerini ve bu hale getirmelerini istemem açıkçası. Ben denize girmek için para vermemek, ayaklarımı gömdüğüm kumlara yazı yazdığımda dalgaların sildiğini izleyebilmek, suya girip içine baktığımda parmaklarımı görebilmek, istediğim gibi kulaç atabilmek, arkadaşlarımla kızlı erkekli kaydırak oynayabilmek, daldığımda gözlerimi açabilmek, yolda giderken şort giymek, sahil kenarında bikiniyle yürüyebilmek, acıkınca seyyar darıcıdan süt darı alabilmek ve otururken o sahilin müdavimi köpeklerden birini sevebilmek istiyorum.

Ama yine de İstanbul’un bu çirkinliğe terk edilmiş olmasına, dur durak bilmeden betonlaşmasına, karşıdaki bir adaya geçtiğinde yüksek betonlardan gri bir silüet olarak görünmesine, camilerden başka yapıya saygı duyulmamasına, kadınlara belli semtler dışında şort giyme konusunda korku ve endişe salınmasına, ada vapurundan indiğin andan itibaren kaosa geri döndüğünü hissettiren insanlara, nefes almak ve kafa dinlemek için uzun yollar katedilmesi gerektiğine, huzurun parayla satın almaya çalışılmasına, insanların yaşam şekline saygı gösterilmemesine, kirliliğin durdurulmamasına, insanların yeşilliğe çiçeklere hasret bırakılmasına ve sıcakla neme eklenen kirli havasına İtirazım Var! Durdurun İstanbul’u inecek var.

Reklamlar

3 Comments

  1. İstanbul’un hiç bir yerinde denize girilmez öğrenmiş oldunuz 🙂 2-3 saatlik mesafede Kocaeli-Kandıra’nın sahil köyü Kerpe var kesinlikle tavsiye ederim. Günübirlik gidilebilir.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.