Ders Çalışmak İçin Kafelere Gitme Alışkanlığı

Bugün size final haftasında “finaller bitmiyordu”, “bitmeyen okul yapmışlar” snapçilerinin yaşam alanı, güzel yurdumda çiğ köftecilerden sonra en fazla şubesi olan, İstanbul’u bitki örtüsünden daha fazla yeşillendiren Starbucks’tan ve orada ders çalışmanın öneminden(?) bahsedeceğim.
 
Bu çılgın Starbucks bağımlılığından biraz bahsetme gereği duyuyorum. Bence Starbucks; kahve camiasının Mc Donalds’ı. Her yerde aynı tip kahve, 3 farklı boy seçeneği, bir boy büyüğünü aldığında hissettiğin karlılık düşüncesi, her yerde kullanılan aynı renkler, aynı tipte ve düz, tasarımdan uzak masa ve sandalyeler. Tüm bunları minimalist akıma uygun bulanlar var, yok değil. Ama bana hayatımızdaki onca sıkıcı şeyin içine bir yenisini eklemişler gibi görünüyor sadece. Bir sürü sıkıcı, rutin, her gün aynı olan hayatımızın içine bir kafe daha ekleyip kahvelerine havalı isimler vermişler ve biz hiç yadırgamamışız sanki. Hatta çoğu zaman için diyebilirim ki; hayranlık duymuşuz. Bizim küçükken Mc Donalds’ın havalı olduğunu düşünmemiz gibi (ki haklıydık öyle şeyler yoktu) şimdi Starbucks’ın belki ismindendir, belki batının bir taraflarını almasındandır, belki gereksiz pahalı olmasındandır bilinmez, bir gösteriş öğesi olarak görenler var. Starbucks’ın başarısını tenzih ederek konuşuyorum, zira başarısı ve pazarlama stratejileri ders niteliğinde gösteriliyor. Bu kadar güçlü olması, her şehrin her ilçesindeki en popüler kafe olması ve instagramdan eksik olmayan Yunan mitolojisinden alıp yeşile boyadıkları siren bardaklı pozlar boşa değil.
 
Biz 3. dalga kahve akımına geçeli çok oldu ancak “kahve akımı” kavramını dahi getiren bence 2. dalga kahve akımındaki bu Starbucks ve dengi kafelerdi. Yani kahvenin yapımına ilk defa şahit olduğumuz, bize birden fazla seçenek sunan, küpeli dövmeli baristalarla tanıştıran, takeaway alışkanlığını kazandıran kahveciler. E hal böyle olunca tabi ”kapitalizime  kolumu veririm”ciler olarak biz, koşa koşa gittik, sıralara girdik almak için. Şimdi kendime daha az acımasız olayım ben orada durdum  fazla abartmadan. Ancak bazıları dur durak bilmedi. Dur durak bilenler, bilmeyenlere Pelinsu ve Berkcan dedi. Bu bilmeyenler de her ilçenin Starbucks’ına gitti, favori kafesi, yaşam alanı, hayat felsefesi edindi. Kolombiyalıların reddettiği Kolombiya kahvelerine hayranlık duydu, kahvelerin isimlerini bir kerede söyleyebilmeyi marifet sandı, eline bardağını alıp her yerde onunla gezdi, eskiden ayıp olur diye elimizde açık şişe suyla girmediğimiz AVM mağazalarını elindeki karamelli kahvesiyle dolaştı. Kendine Starbucks playlistleri yaptı, evinde odasında kütüphanede çalışamaz oldu. Bazen kendimin de içinde bulunduğu psikolojiden ötürü, benim tahminim; monoton olmaktan, evinde ders çalışmaktan veya bilgisayarında iş yapmaktan asosyalleşmeye başlayan insanlar, hazırlanıp bilgisayarını kitaplarını alıp kahveciye gitmeyi, bir sürü insanla konuşmadan da olsa bir arada bulunmayı, baristadan gelecek bir boş bakış yarım gülüş ve bardağa yazılan ismini sosyallik  gibi gördü, kendini özel hissetti. Evinde dağınık odasından duyuramadığı çalışma aşkını ahşaplı metalli masaları ve sarı ışığı olan pahalı kahveciden duyurma imkanı buldu resimler çekerek. Bazen 5. kahvesiyle, bazen 5 saat oturarak içtiği 1 kahvesiyle alay etti, komiklikler yaptı, komik gibi bir şeydi ama kimse gülmedi.
Bu bahsettiğim konuda Starbucks sadece bir temsilci aslında. Bu ve bunun muadili kahveciler; bizim asosyal, mutsuzluğumuzu gizlemeye ve çare bulmaya çalıştığımız yoğun hayatlarımızda iş ve okul çıkışlarında gidilen yeni neslin ilaç görünümlü zehri. Dip dibe dizilmiş bir sürü yalnız ve kulaklık takıp kendini soyutlayan asık suratlı kafeinden gözleri kızarmış insanlar, şimdilerdeki halimizin küçük bir simülasyonu gibi. Ne kadar eleştirsek de buralar bizi içine attıkları düzen içinde yine ilk fırsatta evden kaçarcasına gittiğimiz yerlerden olacak büyük şehirde. Çünkü bırakın arkadaşlarınızla ders çalışmayı, sohbete zor zaman bulurken, ağaçlı sarmaşıklı şamdanlı bahçeleri olan kafelerde çay yudumlarken kurabiye yemeyi anca rüyalarımızda ve resmi tatillerde görebiliyoruz. İtirazım var…
Reklamlar

2 Comments

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.