23. 23 Haziran

Bugün benim doğum günüm ama bu yazı benim doğum günüm hakkında değil. Ya da belki biraz öyledir ama çok da değil yani.  Şimdi birlikte benim üzerimden kendi hayatlarımıza göz atacağız. Bu yaşımıza kadar ne yaşadık, neden yaşadık, nasıl yaşadık. Buraya nasıl çıktık, neden çıktık… Bu zamana kadar neler yaptık, neler yapmadık, neler üzüldüğümüze değdi neler değmedi, hayatımızdan kimler geçti, ne izler bıraktı? Düşünün ki mesela ben 22 yılcık yaşamışım şu hayatta. Düşününce bir ömre göre kısa ama 22 çarpı 365 günüm olmuş bu zamana kadar kendimi inşa etmek için. Peki ne koydum içine? Ahlak? Merhamet? Sevgi? Vicdan? Güç, nefret, öfke, bağlılık? Bunların hepsinden birer tutam attım mı şimdiye kadar? Beni ben yapan şeylerde sevgim de nefretim de kıskançlığım da anlayışım da yok mu? Hayatımıza girip çıkan herkes bu duyguları bizlerde yaratıp beslemedi mi? Yoksa ben bir şey inşa etmedim de tüm bunlar yüklenmiş olarak mı doğdum?
                       
Peki ya siz? Neler yaptınız yaşadığınız hayatta, ne için yaptınız? İster 25, ister 55 yaşında olun, ikisi de uzun zaman bence. Neye harcadınız günlerinizi? Ne olmak için? 25 yaşındaki mezun kardeş; sence hayatına değecek şeyler yaptın mı bu zamana kadar? 60 yaşındaki teyzem; senin gençliğini harcadığına değdi mi mesela? Ya da bizim nesil gibi yapmayıp süpersonik şeylere mi harcadın ömrünü? Çünkü biz her ne kadar aralara kırk yılın başı konserdir, kurstur, ek dildir, sınavlar arası gezmedir gibi şeyler serpiştirsek de kendimize pek zaman ayırmadık. Yani ayırmadım… Geleceğimden endişe duymaya 7 yaşında başladım veya başlatıldım. Ve o günden beri bitmek bilmeyen bir endişem var. Kendime sadece boş zamanlarımda vakit ayırabildim, boş vakit planlamayı akıl etmeye başlayalı 2 yıl filan bile olmamıştır. Boğulduğumuzu ve 20lerin düşündüğümden çabuk geçeceğini kafama kendim vurduğum gün, kendime daha mutlu olmaya, 2 gün tatil için 5 gününü mutsuz geçiren ve sevmediği işi yapacak insanlardan olmayacağıma söz versem de, tutacağımdan emin değilim. Sanırım öğreneceklerime bir de tutamayacağım sözler vermemeyi eklemeliyim.
                        
Bir de bunların dışında hayatımızı borçlu olduğumuzu düşündüğümüz şeyler var. Belki tanrı, belki doğa, belki aile, belki de hepsi. Evet belki bunlara borçlusunuzdur ama belki de hiç değilsinizdir? Tüm bunlar sizi iradeniz dışında dünyaya getirmiş olan şeyler ve bunu onlardan siz istemediniz. O yüzden ben demiyorum ki hayırsız evlat olun ama hayatınızı bir şeylere borçlu olduğunuzu düşünerek yaşarsanız ve hesaba vurup bunların hiç ödeyemeyeceğiniz borçlar olduğunu varsayarsak, bu yük çekilir dert değil. Birilerine bir şeyler borçlu isek o da onların yarattığı ”siz”den başkası değil. Çünkü doğduğunuz andan itibaren her duyguyu sizde doğuran ve güçlendiren, bir şeyleri size ilk defa hissettiren, çevrenizdeki insanlar. Gittiğiniz okul, tanıştığınız insanlar, yaşadığınız şehir, aileniz, arkadaşlarınız, varsa sevgiliniz; hepsi sizi siz yaptı yaralarken de, yaralarınızı sararken de. Ki ben şanslıyım ki her geçen yıl masadan birer birer dostların eksildiği yaşıma henüz girmemişim. Masaya hep yenilerini, güzellerini oturtmuşum hatta güzel de bir şarap koymuşum. Umarım böyle olmaya da devam eder. Siz kendinize karşı yükümlülüğünüzü yerine getirin ve buradan 5 yıl sonrasına bir not bırakın aklınızda. 5 yıl sonra geriye baktığınızda hala değiştirmediğiniz hayatınızı görüyorsanız veya görüyorsak, geçmiş ola.
                                           
Ve şimdi daha 20lerimin başlarındayken kendimi inşa etmeye başladığım şeylere daha iyilerini eklemeyi umuyorum. Ve yaşım her ne olursa olsun kendimi tamamlanmış görmemeyi. Yeni yaşımdan her zamankinden farklı olarak sadece mutluluk diliyorum. Çünkü bence aslında tüm dileklerimi kapsıyormuş mutluluk, bunu da bu yıl fark ettim. Yani aslında bu dileğim gerçekleşirse mutlu olmam için gereken şartlar da gerçekleşmiş olur. Ya da kim bilir belki hayat her imkanı bize sunmasa da içinde bulunduğumuz durumdan mutlu olmayı öğretir. Her iki seçenekte de, her yaşım bir öncekini sorgulayacak akıl seviyesinde geçsin ki, sadece doğduğum gün değil, geçen her gün kutlu şeyler olsun. Tüm sevdiklerim yanımda olsun, gençliğim daim olsun, kötü kalpler solsun, ceplerim şekerle dolsun, doğum günüm kutlu olsun.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.