Kokuyla Canlanır Koskoca Mazi

Kokunun ruhsal durum, hafıza, duygular, eş seçimi, bağışıklık sistemi ve hormonları etkilediği yönünde pek çok araştırma var. Koku alma soğanı yani kokunun beyindeki yeri, hafızanın kaynağı olan, gelen tüm bilgilerin toplandığı hipokampüsün yanında olduğu için kokular hazıfa yaratmada ve bazı anıları çağrıştırmada büyük bir rol oynuyor hatta bu yüzden koku duyusunun azalması bazı hastalarda hafıza zayıflaması şikayetine yol açıyormuş.


Bu sebeptendir ki, bir şeyin nasıl göründüğünü ya da duyulduğunu iyi tarif edebilir, ama iş kokuya gelince onu bağlantı kurduğumuz şeyle ifade etmeye çalışır, anılarımızdan söz ederken onun yarattığı deneyimi hatırlamaya çalışırız. Örneğin; çiçek gibi, yağmur gibi, ıslak köpek gibi, taze ekmek gibi, hindistan cevizi gibi şeklinde tanımlarız. Yani kokuyu, o kokuyu yaratan nesneyle ifade ederiz. Kokuları kelimelere dökmenin zorluğu bundan kaynaklanıyor galiba.
Ama düşününce, otobüste yanımızdan geçen bir teyzede veya ev yemeği kokusunda; eğer uzaksanız annenizi özleten, yolda yanınızdan geçen birinde belki eski bir arkadaşınızı, anılarınızı, hüzünlerinizi canlandıran, vintage dükkanlarında anneanne evi sandığını, hanımeli kokusunda yaz akşamlarını, anason kokusunda keyfi, kesilmiş çimen ve ocakta yanan et kokusunda ilkokul pikniğini, Axe kokusunun ortaokulda beden eğitimi dersi sonrasını, saç spreyi kokusunda kuaförü, sade kahve kokusunda sınav haftasını, evde pişmiş kek-börek kokusunda misafiri hatırlatan ve hüznüyle, mutluluğuyla acısıyla belki tam anlamıyla burnumuzun kemiğini sızlatan şey bizim en güçlü hafızamız. Çocukken pazar banyolarından sonra temiz pijama giyip başınızı yastığa gömdüğünüz o anı yıllar sonra bir deterjan kokusuyla hatırlamak, bir gece dışarı çıkarken 4 senedir kullanmadığınız parfümünüzü sıkıp 4 sene önceye ve o zamanki arkadaşlarınıza, yaşadıklarınıza, sevinçlerinize, üzüntülerinize dönmek, mezun olunan okula gittiğinizde etrafta gezerken sizi en çok etkileyen ve o günlere götüren şeyin etraftaki koku olması, sevmediğiniz bir insanla aynı parfümü kullanan başka bir insana ön yargıyla yaklaşmanız, varsa hastane anısı olan, hastanedeki ıslak mendil ya da sıvı sabun kokusunun dahi sizi huzursuz etmesi ve tuzlu yosunla hindistan cevizi kokusunda tatili özlemeniz de hep bundan.

Tek bir koku, kelimelere hiç dökülmemiş, yaşanırken belki önemli olduğunu düşünmediğiniz, silinmeye yüz tutmuş, bilinçli olarak hatırlaması güç ama yine de hafızamızda yer ederek diğer anılara karışmış şeyleri, yerinden çıkartıp size powerpoint sunumu gibi izletiyor sanki.
İşte tüm bu anılar ve çağrışımlardan dolayı da pazarlamada da sıkça kullanılan bir şeymiş, bazen farkında olduğumuz ya da hiç olmadığımız şekilde. Özellikle mağazalarda kullanılan kokular insanı rahatlatıp ve alışveriş yapma hevesini tetikliyormuş. Alışveriş delileri iyi bilir gözü kapalı girse size Zara mı Mango mu söyler mesela. Teknoloji, giyim, spor, ev eşyası, takı, unlu mamüller ya da yiyecek mağazaları da birbirinden farklı kokar düşününce, belki cinsiyete ya da yaşa hitap edecek şekilde.


Tüm bunlarla ilgili otobüste, minibüste, okulda, iş yerinde akla gelen hikayelerle Ekşi’de 42 sayfa entry var mesela acı dolu, özlem dolu, pişmanlık dolu hikayelerle. Mesela bilen bilir, ben mentol kokusundan ve tadından nefret ederim. Çevremdeki herkesin hayret ettiği ve ilk duyduklarında ön yargıdan ibaret olduğunu söyledikleri nefretimin sebebi hafızamdaki çapası tamamen. Şimdi uzun uzadıya anlatma istemediğim bir mide bulantısı anı ile mentolü çapaladığım bir anım var ve o kokuyu aldığımda hafızam ve beynim bana mide bulantısı anını yaşatıyor. Bir de benim en güçlü 2 hafızam ekstra olarak görsel ve koku galiba. Bazen bu ikisinin birlikte bana hatırlattığı anların bana nasıl işkenceye dönüştüğünü anlatamam. LYS sınavındaki gözetmenin parfümü ve o anda çözemediğim geometri sorumdan mı bahsedeyim, ilk gittiğim dişçideki karanfil kokusuyla 5 cm kökü olan dişimin çekildiği andan mı…İmkanım olsa her anını baştan çeker sinemada bile oynatırım yani.


Siz de gittiğiniz yerlerin kokusunu deriiin derin çekin burnunuza, anı yaşayın, anılarınızı derinleştirin, insanların ve yerlerin nasıl koktuğunu iyi belleyin. Evet kimi zaman hüzün dolu hikayeler yaratacak dahi olsanız, resmini çekmediğiniz, kayda almadığınız, görsellerle veya yazılı olarak ifade edemeyeceğiniz her anınızı aklınızda daha derin çapalıyor ve kaydediyor olmak, bazen o anıdan ders çıkarırken, bazen gülerken bazen hüzünlenirken de olsa size iyi hissettiriyor. O anılar sizin ve sizi siz yapan şeyler. Hala derinlere itelesek de kaybetmediğimiz şeyler var farkında olmadığımız, tüm bunlara ve dedeye sahip çıkalım.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.