Zorbayım Zorbasın Zorba

     Üzerine deriin derin konuşmak istediğim bir mevzu var ki, bu yazıda onun hayatımızdaki başlangıcından bahsedeceğim yalnızca.

    Bir dizi izledim hayatım değişti demeyeceğim ama bir dizi izledim ve buna benzer başıma gelen şeylerle ilgili anılarım depreşti. 13 Reasons Why dizisini izleyenleriniz vardır. Dizi, intihar eden bir kızın, kendisini bu olaya sürükleyen 13 nedeni anlattığı bölümlerden oluşuyor. Dizi boyunca kızın üzerinde uygulanan bir tür zorbalık işleniyor ancak bunun daha pek çok türü var ve zamanında pek çoğumuz buna maruz kaldık aslında. Bazılarımız çocukken veya ergenken, o yaşa gelene kadar oluşmaya başlayan karakteri doğrultusunda, sınıf ya da benzeri topluluklara girdiğinde ister istemez bir ortama dahil oldu. Ve bu genelde ders çalışan inekler, asosyaller, maddi duruma göre ayrım görenler ya da tüm bunlara maruz kalmamak için akıllılık edip baskın çıkan popülerlerden ibaret oldu. Benim orta okulumda 2 çeşit popüler grup oldu mesela. Bir tanesi zeki ve başarılı olduğu için beraber takılan ve hocalar tarafından kayırılanlar, bir de ders çalışmayı boş gören, arka sıralarda oturan, hocalardan azar yiyen, disipline gitmeyi havalı bulan, nargilenin kafası çok iyi yaa diyen bir grup. Bu iki grubun sivrilmesinin sebebi kimi zaman karakterleri, kimi zaman ailelerinin maddi durumu, giyim tarzları veya üstün gördükleri zekaları oluyor. Ve tabi diğerleri var. Diğerleri dediğim, önemsiz bu iki grubun gözünde; nitekim onlar kendini ezik veya silik hisseden ya da zorbalığa uğrayanlar.

     Daha geriye dönmek gerekirse ilkokul zamanı ben de zorbalığa uğradığım zamanları hatırlıyorum. Karakterim gereği küçükken aşırı konuşkan, yaşıtlarımla yaramazlık yapmayı seven, çok oyun oynayan bir çocuk değildim. Annemin sözünü dinler, sokağa çıkmayı reddeder, sadece kendi sokağımızda bisiklet sürmeyi sever, Barbieleriyle oyuncaklarıyla legolarıyla oynar, misafirler geldiğinde yetişkinlerle oturur, akşam oturmalarına bile çalışma kitabı götürür, öğretmenimin verdiği ödevleri en iyi şekilde yapardım. Sonra asosyal olmayayım diye benim güzel ailem beni halk oyunlarına, gitar kursuna, ingilizce kursuna, okul kursuna, yüzme kursuna filan yolladı. Hepsini de görev edindim ve en iyi şekilde yaptım. Sonra ne mi oldu? Nur topu gibi bir asosyal-sosyalimiz. Ben resmen aktif bir asosyaldim yani. Ama hayatımdan öyle mutluydum çünkü diğer şeyler bana göre değildi. Ben her ne kadar öyle mutlu hissetsem de farklı olmam gerektiğini söyleyen bir ses vardı. Ve bu düşündüğünüz gibi iç sesim filan değil, diğer çocukların sesiydi. Bana asosyal, oturan boğa, inek, büyümüş de küçülmüş, artist filan derlerdi. Bu kalbimi çok kırardı evet ve sırf kulağımda çınlayan o sesler yüzünden yapamayacağım şeyleri yapmaya çalışıp okulda ayak kemiğimi çatlattığım da oldu, misafir çocukları yüzünden burnumu kanattığım da. Hiçbirini ispiyonlamadım, hiçbiriyle kavga etmedim, bazen kendi kendime ağladım bazen anneme anlattım. Ama şimdi diyorum şükür ki inatçı biriydim ve onlardan biri olmayı, yaptıklarına rağmen reddettim.

 

     Bu nasıl mı değişti? Ortaokula geçtiğim zamanlarda belki başarılarımdan veya değiştirdiğim dış görünüşümle özgüvenim geldi ve o iki popüler gruptan da arkadaşlar edindim, bazen onlardan biri oldum bazen olmadım. Şanslıyım ki iki grubun da iç yüzünü iyi biliyorum. Birbirlerinden de nasıl nefret ettiklerini veya nasıl çıkar ilişkileri güttüklerini. Ve şuan çoğunun görüşmediğini. Ama benim içlerinden hala çok sevdiğim ve görüştüğüm güzel arkadaşlarım olmuş neyse ki. Ben şanslıydım ki bu zorbalıklardan psikolojik olarak sağ çıktım. Ama herkeste böyle olmadı. Onların bazılar evlendi, bazılarının bebekli fotoğraflarını görüp küçük şoklar yaşıyorum, bazıları okumadı, bazıları iş buldu bazıları hala boş geziyor, bazıları manken olmuş hatta geçen gün evlilik programına çıktı bir tanesi. Psikolojilerinin iyi olmadığını, yaptıkları paylaşımlarından, birbirlerine ve başkalarına olan düşmanca sözlerinden, sahte mutluluk akan sosyal medyalarından, karşılaştıkları eski hiçbir tanıdığına selam vermemelerinden hanginiz görseniz anlarsınız. Siz de kendinize itiraf edin hadi. Dış görünüşü, aile yapısı, kusurları, tarzı, konuşma şekli, şivesi, memleketi, hatta bazen size olan masum sevgisi veya ileri safhada, cinsiyeti yüzünden siz de bir sürü kişiye zorbalık yaptınız. Bazen fiziksel olarak itip kaktınız, bazen kırıcı sözler söylediniz, arkasından konuştunuz, başkasına kötülediniz,  istemediği şekilde dokundunuz, rezil olduğunda güldünüz. Bunların hepsini birileri bir yerlerde yaptı ve biz seyirci kaldık. Ve hayatınız boyunca belki bazıları için lisede de devam eden süreçle katlanarak arttı. Hele ki şimdi bir de teknolojiyle gelen bir zorbalık var ki sınırı yok. İnsanların özel hayatlarına, bilgilerine, duygularına yapılan zorbalık her çocuğun elinin altında ve bu beni gitgide dehşete düşürüyor.

Şimdi belki bunlara elimizden bir şey gelmez ama en azından siz tüm bunları düşünmek istemeyip kaldırdığınız bilinçaltı sandığınızdan çıkartın, kabullenin ve arının. Bu hepimize iyi gelecek.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.