Bir Bırakın

Hayat devam ediyor, ölenle ölünmüyor, yapmak istediklerini yaptırmayalım uyarılarını, ünlem içindeki cümleleri dinlemek ve okumaktan gerçekten yoruldum. Bazıları için ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın, ben işime bakarım’ın kulpu olarak geliyor, bazıları içinse bak ben böyle yapıyorum sen de yapacaksın dayatması. Yani yılan o kadar yakınımızda ki, bize dokunmayacağını nereden biliyoruz diye sorduğumda iyi de bu korkuyla yaşanır mı cevabını alıyorum ki o da haklı bakın.
Sonra tüm bunların sonunun böyle gelmeyeceğine, istediklerinin gerçekten bu olduğuna, aslında belki bunların kısmi çözümünün kim elinden ne iyi geliyorsa onu yapması olduğuna inanıyorum birden. Biz aklı başında insanlarız, üretken olmalıyız, daha çok okumalıyız, öğrenebileceğimiz ve öğretebileceğimiz ne varsa onu yapmalıyız. Herkes işinin en iyisini yapmalı ve ilerlemesek bile gerilemeyi durdurmalıyız diyorum. Sonra bu söylediklerim gibi yüzlercesini okuyorum. Mutsuz, kafası karışık, psikolojisi bozuk, ya da son derece motive, işine gücüne devam eden, her şeyin farkında olan ve kendini bir şeyler yapmak zorunda hisseden, duyarlılığını kaybetmeden çalışmaya devam eden, ha bir de bunu fazla abartıp hayat enerjisini gram kaybetmemiş, eğlencesine dahi ara vermemiş, istediklerini yaptırmayın adı altında kötü fotoğraf paylaşmayın takıntısı olan ve her resminin altına aldığı negatif yorumlara birden aklı başında duyar yapan insanlar var. Hepsi de kendine göre haklılar okurken bazen hangisine hak versem ben hangisi gibi davransam diye düşünüyorum. Ama hepsini acımasızca eleştirenler var ve biz acımızda bile bölünüyoruz çünkü birbirimizin acı yaşama şekline bile karışıyoruz.
Aslında kime ne? Kim ne yaparsa yapsın, bırakalım kim nasıl isterse yaşasın, bırakalım da yaşanan acılar onu nasıl yaşadığımızın gölgesinde kalmasın. Tüm bu yaşananları gösterme şeklimizi kurgularken, linç yememek için ne söyleyeceğimizi kırk kere düşünürken acılı insanların bundan sonraki hayatlarını nasıl yaşayacaklarını, hayatın onlara devam edip etmeyeceğini düşünmüyoruz bile. Ben nasıl düşüneceğimi bile düşünüyor olmak istemiyorum artık. Bize dayatılan korkuların ve yasakların, isyan ediyor gibi görünsek de beynimizin içine çoktan girmiş, yerleşmiş ve bizi sindirmiş olması gerçeğiyle kendim bile yüzleşemiyorum. Ben 21 yaşındayım. Henüz en temel hakkım olan yaşama özgürlüğümü bile kullanabiliyor olduğumdan emin değilim. Biz konuşalım, biz korkmayalım, cesur olan bir şeyler yapan biz olalım, bırakın istediğimiz zaman korkup evde kalalım, istediğimiz gün bununla yüzleşip dışarı çıkalım. Bırakın hala yapabiliyorken güzel işler yapalım, bazen yaşadığımız yer için umudumuzu kaybedip sonra borçlu olduğumuz insanları hatırlayıp umudu geri kazanalım. Herkesin söyledikleri ve düşündükleriyle yönetmeyelim hayatımızı ve kararlarımızı. İnanın kimsenin yaşayacak ne kadar zamanının kaldığı belli değil ve o zamanı da bırakın en azından ne düşüneceğimiz ve konuşacağımıza kendimizin karar verebildiği şekilde nasıl istersek öyle yaşayalım.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.